ferace fiyatları ve ahilik bilgilerimiz
koymaktan daAıa güçtür; sanat da erdem de Atep gerçekten de daAta zor olanda başarılı olmak daha iyidıtA..')''O halde erdem, tercihlere ilişkin bir huy. A.kıA laratiTiüaa ve y insanın belirleyeceği, bizle ilgili olarak orta olanda bulunma haw'S«a ri aşırılık, öteki eksiklik olan iki kötülüğün ortasıdır; kötülük etkile^' eylemlerde gerekenden aşırısı ya da eksiğidir, erdem ise onayıv cih etmedir(..).
Ama her eylem ile her etkilenimin orta olması söz konusu değıij^^ '
kim bunlardan kimi adlarında kötülüğü içerir; Sözgelişi hasetlik, kançlık; eylemler içinde zina, hırsızlık, adam öldürmel,..').
Bunları ana çizgileriyle ele alalım; 'Yiğitlik korkular ve curevletiç ta olmadır, korkusuzlukta aşırıya kaçanların adı yok (.nitekim hır dır), cüreüilikte aşırı olan cüretli, korkmakta aşırıya kaçıp, y\lreV.V\\\V,\e,,j^ siz kalan ise korkaktır. Hazlar ile acılar konusunda (.hepsinde, ö^e\\\V\ç,^|^^^ rın hepsinde değilse de) orta olma ölçülülük, aşırılık ise kendini lülas\usısj^ tır(..).
Para alma ile para verme konusunda orta olma cbtneıüik, aşınh’j.viv^ sikliği ise savurganlık, ile cimriliktir; bunlarda insanlar karşıt yönde aş\n%^ eksiklik gösterir; Savurgan vermekte aşırılık almakta eksiklik, cınvh ıs*^ makta aşırılık vermekte eksiklik gösteriri...').
Onur ile onursuzluk konusunda orta olma yüce gönüJlülüktür, <ış\sı\\^ılat dini büyük görme diye bir şey, eksikliği ise kendini küçük görmednl.).^ konusunda da aşırılık, eksiklik, orta olma var; bunlar bemen üemen ^ı,ıui makla birlikte, orta olana sakin diyerek, orta olmayı sakinlik diye hm; uç noktalardan aşırı olan sinirli olsun —kötülük sinirVi\iktır-,tViMls teren öfkesiz, eksiklik de öfkesizlik(,..V
Samimiyet konusunda orta olan insan bir tür samimidir, bü otta' mimiyet diyelim. Kendini başka türlü gösterme aştrtya doğru o\uts( ilk, buna sahip olana da şarlatan, eksikliğe doğrvt olursa ısbbıa, olana da müstehzi diyeliml...).
Başa gelenlerle ve etkilenimlerle de ilgili ortalar vardır.\3\ai değildir, ama utanmayı bilen övtUüv; çünkü bu konularda orla< sudur; aşırıya kaçıp her şeyden ulanan utangaç, eksiklik göslç şeyden utanmayan yüzsüz; ortası da ulanmayı b\lend\r(,„V
Yiğit korkağa göre cüretli, cüreüive göre Vtoıkak. götünü ölçülü, duygusuza göre haz düşkünü, haz düşkününe göte cimriye göre savurgan, savurgana göre cirmi götünüt.' olanların her biri orta olanını ötekinin tarahna doğru ileY'
dairenin ortasını bulmak herkesin değil, bilenin işidir, aynı şekilde
Burada şöyle diyor: “Bilgisizlikten dolayı yapılan, tümüyle, istenerek yapılan değildir; üzüntü ve pişmanlık getireni istenmeyerek yapılan-ı)j(..). Tercih, isteyerek yapılan bir şey gibi görünüyor, ama aynı şey değil;
I isleyerek yapılan’ daha kapsamlı(..). Kendine egemen olmayan kişi tercihle I dfjil. arzuyla davranır; oysa kendine egemen olan kişi tersine, arzuyla değil,
! Kirihle davranır!..).
İstenen, amaç olduğuna göre; enine boyuna düşünülen ve tercih edilenler ise amaca götürenler olduğuna göre, bunlarla ilgili eylemler tercihe bağlı ve severek yapılan eylemler olsa gerek. Erdemlerin etkinlikleri de bunlarla ilgili Demek ki erdem de, aynı şekilde kötülük de elinüzdedir(..). İyi ve kötü şeyleri yapmak ve aynı şekilde bunları yapmamak elimizdeyse -iyi olmak ve koli olmak da bu idiyse- demek ki doğru olmak da kötü olmak da elimizdedir!..).
Yasalarda bilinmesi gereken ve bilinmesi zor olmayan bir şeyi bilmeyenleri de cezalandırırlar; bilgisizliklerini gidermek kendi ellerinde olmalarına larşm, savsama nedeniyle başka konulan da bilmedikleri düşünülenlere aynı jeldldeceza verilir; çünkü bilmeme durumunda olmamak ellerindeydi(..).
Şimdi yeniden her bir erdemi ele alarak, onların neler olduklarım, nelerle ilgili olduklannı ve nasıl olduklarını söyleyelim; böylece ne kadar erdem oldu^ da açığa çıkacak. Ük olarak
yapmaya cesaret eden kişi yiğittir; çünkü yiğit kişi yakışan biçımde^>b gösterdiği şekilde etkilenir ve eylemde bulunur O halde, dediğ'*
3dğitlik, sözünü ettiğimiz konularda cesaret edilecek ve korkulacak
gili orta olmadır; bunları güzel olduğu için tercih eder ve dayanır; lan yapmamak çirkin olduğu için(..). ^
Tekler konusunda deneyim de yiğitlik sayılıyor. Bundan ötürü Sokiaij^ yiğitliğin bilim olduğunu düşünmüştür(..).
Demek ki acı ya da öfkeden sürüklenerek, tehlikelerin hiçbirini kes^ den tehlikeye atılmaları yiğitlik değildir, yoksa aç oldukları için eşeklerdç* ğit olurdu; onlara vursamz bile otlamaktan vazgeçmezleri..), (acıyadijj^ den dolayı tehlikeye atılanlar yiğit değildir) (..). İyimser kişiler de yiğitrk^ dir; pek çok kez ve pek çok insanı yendiklerinden dolayı tehlikelere aiılnıaj.j^ rekliliği gösterirler; her ikisi de yüreklilik gösterdikleri için birbirlerine zerler, ama yiğit kişiler daha önce söylediklerimizden ötürü yüreklilik riyor, iyimserler ise iyi olduklarını ve hiçbir zarara uğramayacaklannısamu ları için”(l99)
Biz burada, Aristo’nun bu eserine girerken, oldukça olumlu konuşrauş^j Filozof’un görüşünün, Eflâtun’la yakın görünüşünden hem övgü, hem birazdı hayretle söz etmiştik. Ne yazık ki hayretimizde haklı çıktık. “Yiğitlik” kona, su, Aristo için de “Turnusol kâğıdı” görevini yapmış bulunuyor. Onun da;\i. ğitliği, İbn Miskeveyh’ten pek farklı değilse de, kimi İslâm fılozoflan kads da anlamadığını ve onu; maddî kuvvet yiğitliğine, bir çeşit pehlivanlığaçevu-diğini görüyoruz.
Zaten, Eflâtun’un yiğitlik anlayışı, Sokrat örneğinden kaynaklanmaküda.
Bu örnek, tarihte çok sıklıkla görünen türden değildir. İslâm filozoflarmdabt anlayışı görebilmemiz; herhalde İslâm toplumlannda bu üstün yiğitliğin,Hı AH, Hz. Hüseyin, Hallac-ı Mansur, vb. çeşitli örneklerinin bulunmasıik de ilgili olsa gerektir. Aristo ise; BeıtrandRussell’ın, Batı Felsefesi Tarihi adlı esrinin birinci cildinde pek güzel belirttiği gibi; Sokrat örneğini izleyemeraişıis Russell’ın çok ilginç anlatımı şöyle;
“D.Ö. 335’ten D.Ö. 323’e (Aleksandros’un —İskender’in, sg-öldüğü gıldır bu) değin Athenae’da yaşamıştır Aristoteles. İşte bu 12 yü içinde, okul» kurdu ve yapıtlarını yazdı. Aleksandros’un ölümü ardından Athenae'lılaıbaş kaldırmış ve Aristoteles dahil onun dostlarına karşı çıkmışlardır. Dinsiılikle suçlanan Aristoteles, Sokrates gibi davranmayıp, cezadan kurtulmayı kaçmak-
^ jonra ölçülülükten söz edelim; bunların ruhun akıldan pay al-' '''''Îany'^^ erdemler oldukları düşünülüyor!..). O halde ölçülülük bazlarla ilgi*' olsa gerek, ama bunların da hepsiyle ilgili değildir; ni-t^''^^ rnıe duyusuyla ilgili bazlardan -örneğin renklerden, şekillerden, re--hoşlananlara ne haz düşkünü ne de ölçülü deriz; her ne kadar bun-/ gibi ya da gereğinden fazla veya az hoşlanmak olanaklı sa-
Ql,jlde bazlarda aşırılığa kaçmanın haz düşkünlüğü olduğu ve kınanacak ^olduğu açık. Acılar konusunda ise, yiğitlikte olduğu gibi dayanana öl-dayanamayana haz düşkünü denmez; hoş şeylere sahip olmadığı için ge-Jj^tişinden çok acı çekene haz düşkünü (acıyı meydana getiren yine hazdır), j^yokluğundan acı duymayana ise ölçülü denir(..).
Haz düşkünlüğü korkaklığa göre daha isteyerek olunan bir şeye benziyor; jıiflam ilki haz yüzünden öteki ise acı yüzünden oluşuyor, ki bunlardan ilki Kicih edilecek, öteki ise kaçınılacak bir şeydir(..). Bunun için ölçülü kişinin jfîiılayan yanı akılla uygunluk içinde olmalıdır; nitekim ikisinin de ulaşmak liiediği güzel olandır; ölçülü kişi de gerekenleri, gerektiği şekilde, gerektiği jaıjan arzu eder; akıl da bunu buyurur. İşte ölçülülük üzerine dediklerimiz l^ıIllardır”<^*”l.
“DÖRDÜNCÜ KİTAP
Şimdi cömertlikten söz edelim. Cömertliğin mal-mülk konusunda orta olma olduğu düşünülüyor; nitekim cömert kişi, savaşla ilgili işlerde, olçiilii kişinin övüldüğü işler ya da kararlar konusunda değil, mal alıp vermede, daha da çok verme konusunda övülür. ‘Mal’ diye, değeri para ile ölçülen lıer şeye diyoruz. Savurganlık ile cimrilik mal konusunda aşmhk ve eksiklik-
Verenlere cömert denir, oysa almayanlar cömertlik açısından övülmezler-sede adalet bakımından övülürler; alanlar ise hiç övülmezler. Erdemlerinden dolayı en çok sevilenler galiba cömert kişilerdir; çünkü yararlıdırlar, yararlı olanda‘verme’dir. Erdeme uygun eylemler güzeldir ve güzel bir şey içindir!..), üzülerek verene de cömert denmeyecektir, çünkü onlar güzel eylemden çok malı tercih edebilir, bu da cömert kişinin yapacağı bir şey değil(..).
Cömert kişinin zengin olması da kolay değildir, çünkü o almaya ya da elinde tutmaya düşkün değildü-, seve seve armağanlar verir ve malı kendisinden
M-S, Hmll, Batı Felsefesi Tarihi ‘Antik Çağ' Çev. Muammer Sencer, Kitaş Yay, 1969, toMs,247,
!0!-mteles, 1988. s. 64-69.ferace fiyatları
