tesettür ve felsefe toplumu bilgi

tesettür ve felsefe toplumu bilgi

tesettür diyorki  içinde, aynı dönemdeki Capet krallarının yasak açıkça farklılaşan hiçbir önlem bulunmuyordu. Bununlji ükte, güçlü bir yönetim geleneğine sahip olan İngiliz meti, eski fief karşılığı askerî hizmet sisteminin amkgjdjjj etkisizleşmeye mahkûm olduğundan nasd haberdar 0^^' Birçok fıef parçalanmışü. Diğerleri ise, sürekli olarak nen ve her zaman eksik kalan sayımlardan geçiyordu. yet, toplam sayıları zorunlu olarak sımrlı tutulmuştu.tesettür Sonuç, ta, askerî hizmet sunma ve bunun gereği olarak da silahlar®, yükümlülüğünü, niteliği ne olursa olsun toprak cinsinden stı. vet gibi çok daha somut bir gerçeklik üzerine oturtmak da|j mantıklı değil miydi? Aslında bu, II. Henri’nin zaten tesettür etmekle yetindiği adada, edinilmiş alışkanhklara uygunbiıt çimde, bundan böyle beUİ bir miktar serbest toprak sai tüm özgür adamların zorunlu kılındığı şey, şövalye yapılı töreninden geçmekti. Bu kural, kuşkusuz, bazı öngöriilebl itaatsizliklerin krallık hâzinesine para cezası kapılanın açınıl yoluyla kâr sağlayacağı düşünülerek, istekle getirilmişti.
lltdç feodal örgütlenmenin her yerde İngütere ya da Normanlj. kalığındaki kadar düzenli olmadığı, hatta bunun çok uzağmii bulunduğu kıtadaki devle derinde uygulamaya çalıştığı Aym şey, adada 1254’ten itibaren, burada aynnülan biz® için hiç önem taşımayan ekonomik ölçütler kullanılarak n-püdı. Fakat, II. Henri’nin süah donanımını sağlamaktan!»
Yine de, İngütere dahil hiçbir devlet aygın bu dönetait benzer önlemlere mutlak olarak uyulmasını sağlayacak toi iyi düzenlenmiş değüdi. Görünüşe göre bu yûzydın sonunfc itibaren, karşı çüulmaz bir biçimde de bir sonraki yüzyılda, k men hemen işlevsiz hale gelmişlerdi. Bunların terk edilffifc gerekiyordu; ve sonuçta, giderek daha düzensiz bir biçft^ uygulanan şövalye törenleri, tıpkı kıtada olduğu gjbi, köte leşmiş bir sıfaûn aksesuarları arasına aaldüar. Fakat, kraEf litikasından (buna, kaçınılmaz bir sonuç olarak, fıef ocia-
engellemek için hiçbir girişimde bulunmama da eklenmişti) çok vahim bir sonuç doğmuştu. İngiltere’de malî bir kuruma dönüşen şövalye yapma töreni, kalıtsallık üzerine kurulmuş bir sınıfın oluşumunda artik merkezî bir rol oynayamayacaku.
Gerçekten de, bu sınıf İngiltere’de hiçbir zaman ortaya çıkamayacaktır. Ortaçağ İngilteresi, sözcüğün Fransızca ya da Almancadaki anlamıyla soylu sınıfına sahip olmadı. Bundan, özgür insanlar arasında, kan yoluyla geçen ayrıcalıklı yasal statüye sahip ve öz itibariyle üstünlük sağlamış hiçbir grubun oluşmadığım anlamak gerekir. Görünüşte, şaşırtıcı biçimde eşitlikçi bir yapı! Olguların derinliğine inildiğinde, İngiltere’deki bu yapı, başka yerlerdekinden daha altdüzeyde yer almasma rağmen yine de şaşırtıcı katıhkta hiyerarşik sınırları bulunan bir grubun varhğına dayanıyordu. Gerçekten de, başka her yerde soylular smıfımn giderek büyüyen ve “özgür” olarak nitelenen bir nüfus kiüesinin üzerinde yer aldığı bir zamanda, İngiltere’de, tam tersine, serflik kavramı köylülerin bü)hik bir çoğunluğunun bu sıfatı taşıyacağı noktaya kadar yaygınlaşmıştı. İngiliz topraklarmda, sıradan bir freeman'm hukuksal açıdan bir soyludan farkı yoktu. Fakat, jreematı'\'tx bizzat oligarşi oluşturuyorlardı.
Aslında bu söylenenler, Manş’ın öte yakasında, Avrupa’ nm geri kalamndaki kadar güçlü bir soylu sınıfı bulunmadığı anlamına gelmemektedir; belki de buradaki soylu sınıfı çok daha güçlüydü, çünkü köylü toprağımn yazgısım çok daha fazla elinde tutuyordu. Bu sımf, senyörlük sahiplerinden, savaşçılardan ya da savaş şeflerinden, krahn memurlarından ve monarşi nezdinde konduk saraylarının temsilcilerinden; yani yaşam biçimleri sıradan özgür insanlar çoğunluğununkinden büjdik ölçüde ve bilinçli bir şekilde farklılaşan herkesten oluşuyordu. En tepede kondar ve “baronlar”dan oluşan dar bir çevre bulunuyordu.tesettür Gerçeği söylemek gerekirse, bu üst konumdaki grubun çıkarlarını korumak üzere oldukça belirlen-
miş ayrıcalıklar, XIII. yüzyıl boyunca ortaya çıkmaya l mıştı. Fakat bu ayrıcalıldar hemen hemen yalnızca siyasjj* onursal nitelikteydiler. Özellilde Liyakat fıefıne yani bağlı olanlar yalnızca en büyük oğula geçiyorlardı. Kısaca 5^' lular sınıfı Ingiltere’de “hukuksal” olmaktan çok “toplmuj,' nitelikteydi; ve doğal olarak, iktidar ve gelirin miras bifat,} ması genel bir kural olduğundan, kıtada olduğu gibi doğaç, dan gelen saygınlık çok güçlü bir biçimde hissedildiğiıi(j(^ bu topluluk herkese açık olmamak için çok kötü bir biçunj. tammlanmıştı. XIII. yüzyüda toprak servetine sahip olnut şövalye yapüma izni almak, hatta buna zorunlu olmak ioj yeterliydi. Bir buçuk yüzyıl kadar sonra, çok karakteristikk kurala göre, kontluklarda şövalye yapma hakkı,tesettür her zannıı “özgür” tasarruf hakkı sahipliğiyle sımrlanmış bir biçimoe, resmen “Toprak Kurulu” üyelerinin eline geçecekti. “Kontld şövalyeleri” simgesel adını taşıyan ve başlangıçtan ben geı çekte şövalye yapılmışlar arasından seçilmiş olmalan gerda bu üyelerin kendilerinden, Ortaçağ’ın sonuna kadar, ieolı rak, kahtsal aile armalarını kamt olarak sunabilmeleri talep ediliyorduysa da, zenginlik ve toplumsal seçkinlik açısuıtk son derece güçlü bir yapıya sahip ailelerden hiç biri, uygu lamada hiçbir zaman benzer amblemler kullanma hakkı eli etmekte büjtiik güçlüklerle karşılaşmışlar gibi görünmemete dirler.^*’^ Bu dönemin İngüizler’inde soylu kılma mektuplar hiç bulunmamaktachr (Stuart’lara Besogne monarşisi tanh dan baronluklar ihdas edilmesi, Fransız âdederinin geç bl mış bir taklidinden başka bir şey olmayacaktır). Zaten b® gereksinim de duyulmuyordu. Fiilî durum bunun yerine geç meye yetiyordu.
Ve Ingiliz aristokrasisi, çağlar boyunca sürecek güçlükte numunu, insanlar üzerinde gerçek iktidar kurmayı sağİJ)®
Fiilî ve daha sonra da hukukî bîr sınıf oluşturan soylular grubu, askerî eğilîm ve yaşam bîçîmi gibî ortak özelliklere sahip bulunmasına rağmen, bir eşitler toplumu meydana getirmekten her zaman uzak kalmıştı. Aralarında servet, güç ve dolapsıyla itibar açısmdan büyük farkhhklar bulunması, başlangıçta az çok acemice dile getirilen ama daha sonra örf hukukunda ve yasada yer alan gerçek bir hiyerarşi kurmuştu.
Vasal }mkümlülüklerinin henüz tüm gücüyle varhğım sürdürdüğü dönemde, biat yeminlerinin kendi içindeki derecelendirme, bu hiyerarşinin aranan ilkesini oluşturdu. Bu derecelendirmenin en alanda, öncelikle birçok vasalin vasali (yas-sus vassorum) olan ve kendisi başka hiçbir savaşçının senyörü konumunda bulunmayan vavasseut^'\ç^t yer ahyordu. Roman dilinin konuşulduğu her yerde ortak olan bu sözcük, en azm-dan en dar anlamıyla ahndığında bu durum geçerliydi. Hiçbir askere komuta etmemek ya da yalnızca sefil köylülere komuta etmek: Bu, ancak çok sıradan bir saygmhğı hak etmek anlamına geliyordu. Söz konusu hukuksal durum, uygulamada, hemen her zaman çok mütevazı bir servete ve maceraya eğilimli küçük kırsal soylunun gereksinimlerle dolu yaşamma denk düşüyordu. Chretien de Troyes’un £redinde kadın kah-
tesettür sundu.