tesettür ve felsefe toplumu konu
tesettür diyorki Başlangıçtan itibaren her şey, çavuşlar arasmda, en azm-dan aşağı düzeylere doğru, şuurları açık ve istikrarlı çizgilerle belirlenmiş bir toplumsal grup oluşturmak üzere katkıda bulundu. İlk olarak kalıtsallık: Çünkü, özellikle kiliseler tarafm-dan tersine harcanan çabalara rağmen,tesettür çavuşluk tieflerinin çoğu, hukuk alanındaşun oğlu ya da kızı, kendi köyünde kendi seviyesindedir bulamadığı zaman, komşu senyörlükte eş aramak zon, ^ kahyordu. Yalnızca “bu dünyadan biriyle” evlenmek iste J smıf büincinin bundan daha anlamh bir ifadesi olabilirim;
Bu kadar sağlam bir yapıya sahipmiş gibi görünen \ grup, yine de, garip bir iç çelişkiden muzdaripti. Yetkiler, 1er, servet türü, askerbk mesleğine yatkmbk gibi birçok lik bu grubu vasal “soylu smıfı”na yakmlaştınyordu, Bu4 rum, geneUikle, hukuksal formaliteler alanında doğal soım^ lara yol açıyordu. Bir yanda, “ağızdan ve elden” biat uygıjj. ması: Çavuş fıefleri tüm bu süreçleri içermiyorduysada,tii önemülerinden çoğu, bu silahb adam biaü rimelinden gcçnı gibi görünmektedirler. Diğer yanda, şövalyeliğe giriş: Sırı çavuşları ve görevlüeri arasında çok sayıda şövalye yapık töreninden geçmiş olanlarına rastlamyordu. Fakat bu şönl yelerin, bu güçlü adamların, bu soylu yaşam tilmizlerinin k yük bir çoğunluğu aym zamanda da serfdler; Böyle içindir ki, mirasa elkoyma ve denk olmayan evlilik yas (her zaman çok pahalıya mal olan ilga edilmesi durumu hm bağh kılmmışlardı; azat edilmedikçe dinsel tarikadardan di] lanmışlardı; özgür insanlara karşı adalet önünde tanıklık yıp ma baklandan yoksun bırakılmışlardı ve özellikle de, seçim hakkı olmaksızm gerçekleşen bir bağımlılık ilişkisiffi küçük düşürücü lekesiyle damgalanmışlardı. Kısaca, hukuk koşullar çok kesin ve sert bir biçimde fiilî koşullan y; maktaydı. Sonuçta, bu çatışmaya getirilen çözümler konusö da yaşanan ulusal evrimler birbirlerinden derin çizgierlc r nlmaktadır.
İngiliz toplumunda basit bir toplumsal unsur olan çavtış-luk her zaman sımrlı bir rol oynadı. Gördüğümüz gibi, köy çaTOşları, genel kural olarak, her zaman belirli bir alanda uzman değillerdi. Saray görevlileri genellikle en yoksul ve en az sanda olan bondman lerden oluşmuyorlardı; daha sonraları, tanım gereği kırsal angaryalardan muaf tutulduklarından, köylülerle aym sınıfta yer almaları söz konusu olamazdı. Sonuç olarak, bü)dik bir çoğunluğu serfliğin hem eski hem de yeni biçiminden kurtulmuşlardı. Özgür insanlar olarak, yalmzca özgür insanlara özgü ortak hukuktan; şövalye olarak (eğer ya-pıldılarsa) şövalyelere özgü itibardan yararlandılar. Hukuk dokt-nni, tamamen askeri nitelikteki fıeflerden farklı olan çavuş Şeflerine özgü kurallar hazırlamakla yetindi ve bunların içinden, en “bü^aik” ve en saygın olan ve bundan dolayı da biata zorunlu kılmanlar üe hemen hemen köylünün tasarruf hakkına sahip olduğu topraklara dönüşmüş olan “küçükler” ara-smda, giderek netleşen bir sınır çizgisi oluşturmaya özen gösterdi.
Fransa’da bir kırılma oluştu. Çavuşlar içinden en az güce va da şansa sahip olanlar, yalmzca zengin köylüler olarak kaldılar, bazen demesne topraklarım işleten ve senyörlük haklarım kullanan bir çiftçi haline geldiler, bazen de yavaş yavaş her türlü yönetsel görevden koptular. Çünkü, ekonomik koşullar yeniden ücret ödemeye olanak sağladığmda, birçok sen-yör, bundan böyle topraklartmn yönetimini maaş ödeme yoluyla gerçek memurlara emanet etmek üzere, bu görevleri yeniden satın aldı.tesettür Uzun zamandan beri kent senyörlüklerinin yönetimine bulaşmış baronluk saray görevlilerinden bir bölümü, sonuçta, burjuva soylu sımfı içinde yer aldı. Buna karşm, geriye kalanlardan birçoğu, en gözde kırsal çavuşlarla birlikte, soyluluk
soyundan gelenler arasında giderek sıklaşan evlilikler tj de ortaya çıkmışn. XII. yüzyılda, öykü anlatıcılan giki körler de, serf kökenden gelen, bu kara lekesini unutruj^^" için çahşan ve tüm bunlardan sonra yeniden efendisini,, j** ba yönetiminin altına düşen şövalyenin talihsizliklerinde kese çok tamdık gelen bir konu buldular.
Gerçekten de serflik, bu kadar çok ortak özellik tanj^, dan hazırlanmış bir kaynaşmayı fiilen önleyebilecek tek ejj, olarak ortaya çıkıyordu. Bir anlamda bu engel, XIII, dan itibaren, hiçbir zaman olmadığı kadar aşılamaz gibi nebiliyordu. Çünkü, hemen hemen hatırlanamayacak kjij eski tarihli bir uygulamayla yaşanan kopuş dolayısıyla, hukııi bu tarihten itibaren, şövalye yapmanın serflikle bağdaşı®, olduğu konusunda karara vardı: Hiyerarşi düşüncesi ne dai canlılık kazanmıştı! Fakat, aym zamanda büyük azat etmeb reketinin yaşandığı bir dönem söz konusuydu. Normal sel lere göre daha çok para sahibi olan çatmışlar, her yerde,® gürlüklerini ilk satm alanlardandılar. Hukukun olgularla ıntııi hale gelmesinden dolayı, şövalye ymşamımn en yakınında k-lunan ve zaten atalarımn da genellikle şövalye yapılmış ol-ğu kabul edilen bu çavuşlarm, doğuştan şövalye olma nitb ğine sahip kişiler sımfma doğrudan girmelerinin önünde ııti hiçbir engel kalmarmştı. Çünkü her türlü lekeden kuıtulmt; olarak girdikleri soylu sımfımn geri kalamndan kendieriniart ran hiçbir engel yoktu. Küçük kırsal soyluluğun önemi k bölümünü oluşturacak ve her zaman buraya kapalı kalman Gaklardı. Eski Rejim’in sonlarına doğru kıhç soyluluğunııne yüksek düzeyinde yer alan Sauk-Tavannes dükleri, SaulsSf rünün silahtarı olan ve 1284’te onun tarafından azat cdilî bir kişinin soyundan gelmekteydiler.tesettür^'^
Almanya’da, saray Diensmaımet^\e.n grubu, daha çok erken tarihlerde, bazı kırsal çavuşlarla birlikte olağanüstü önem kazanmışlardı. Kuşkusuz Alman toplumunda vasallik ilişkileri Kuzey Fransa’da ve Lorraine bölgesindeki kadar önemli bir konuma hiçbir zaman sahip olmadı. Her halükârda vasallik bağının çok hızb gerilemesinin ve buna çare bulmak için çaba gösteren kimsenin bulunmamasının en açık kanıtı, başka yerlerde “mutlak adamı” kurumunun yaratılmasına benzer biçimde, bu dummu düzeltmek üzere hiçbir çabanın gösteril-memesidir. Admanya’da, başka hiçbir ülkede rasdanmadığı kadar, senyörlük evinin işlerini özgür olmayan bağımb adamlara bırakmak tercih ediliy'ordu. XI. yüzyıhn başından itibaren, Maman metinlerinde ifade edildiği gibi, şu “şövalye yaşamı süren serfler” belli başh magnaf\2iT\n maiyetinde o kadar çok sapda bulunuyorlardı ve küçük coşkulu toplumlannı canlandıran dayamşma duyguları o denli etkindi ki, kısa sürede yazdı hale getirilecek ve bir sımf örfüne dönüşecek ayrıcalık-lannı kaydeden ve belirleyen bir dizi grup geleneği yaratmışlardı. O kadar arzuya şayan bir konumları vardı ki, izleyen yüzyılda saygm mevkilerdeki birçok özgür insamn çatmşluğa geçebilmek için serf oldukları görülmektedir. Askerî seferler ise, en önemli rolü oynuyorlardı. Bir imparatorluk Dieti kararma göre, yanlarında en az iki “soylu”nun da oturması koşuluyla, hükümdarlann damşma kurulunu oluşturmak üzere onaylanan mahkemelerin yargıçları arasında yer alabiliyorlardı. Büyükler Konseyi’nde öylesine önemli bir konumları vardı ki, 1216 tarihli bir imparatorluk kararıyla, imparator tarafından bir hükümdarlığa biat edilmesine getirilen tek koşul, hükümdarın rızasıyla birlikte çavuşlartmn rızalarımn da alınmasını gerekli kılıyordu. Bazen kilise senyörlüklerinde piskoposun ya da başrahibin seçimine katılıyorlardı ve bu sonuncunun bulunmadığı zamanlarda keşişlere her türlü baskıyı uyguluyorlardı.
ilk sıraya krabn DienstmanneA&n yerleşmişlerdi r-Capet’lerin vasal soşoından gelenlere emanet ettikleti^ saray görevlerini, Almanya’daki komşuları, yalnızca rak doğmuş sıradan çavuşlara bırakıyorlardı. Fransa iç,,*' Phüippe, hiç kuşkusuz, mabeynci olarak bir serfi göteyL, mişti^’’. Fakat bu görece mütevazı bir görevdi ve buva]^ tisna olmayı sürdürmüşe benzemektedir. Fransa kral l kâhya olarak bazen yüksek bir baronu aüyordu; ahırcı^; m ise, düzenli olarak, Loire ve Somme arasmdaki küçük lulardan seçiyordu. Gerçeği söylemek gerekirse, haneüajj^ ğişikliklerinin ve daha sonra göreceğimiz gibi, devlet yaj,, nm bazı özgünlüklerinin, krallarm, Fransa’dakine benze,; çimde sadık ve istikrarlı bir soylu sımfına kaynakbk edeji Ile-de-France yaratmalarına her zaman engel olduklan ı manya’da, ahırcıbaşları gibi başkâhya da normal koşnlf^ serf konumundaki kişilerden seçiliyorlardı. Elbette, soyl,. mfı içinde, geneUikle saray edebiyaomn yansıttığı ve baa t yanlarm kaynağı olduğu düşünülen direnişler vardt Fahtıl; bunlara rağmen, ministerie(\tt sonuna kadar Saban ve Hole staufen monarklarmın olağan maiyetini oluşturdulaı. (* prenslerin eğitimi; en önemli şatolarm muhafızbğı ve bat en azından İtalya’da büynik komutardıklar ve hatta emparı siyasetin en saf geleneğini oluşturmak hep onlara ait g® lerdi. Barberousse ve ük vârislerinin tarihinde, çokailş Sicilya kral naipi olarak ölen sert kişilikü başkâhya Anweik: Markward kadar yüksek mevkilere çıkabilmişti: Bu kişi,ae 1197’de, efendisinin kendisine Ravenna dükabğmıveke markizliğini bahşettiği gün azat edilmişti.
